TestNET

Gazzâlî

Fars bilgin (y. 1058-1111)

Gazzâlî, İranlı Sünni İslam âlimi, mutasavvıfı ve müderrisidir. İslam düşünce tarihindeki en önemli ve en etkili fakih, müftü, filozof, teolog, mantıkçı ve mistiklerden biri olarak kabul edilmektedir. XI. yüzyılın müceddidi olarak nitelendirilmektedir. Gazzâlî'nin çalışmaları çağdaşları tarafından büyük bir önem ve övgüyle karşılanmış ve "İslam'ın delili" anlamına gelen "Hüccetü'l-İslâm" unvanını almıştır.

İran kökenli büyük İslam alimi Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed el-Gazzâlî, 1058-1111 yılları arasında yaşamış önemli bir düşünürdür. Sünni geleneğin içinde yetişmiş, aynı zamanda derin bir mutasavvıf ve saygın bir müderris olarak tanınmıştır. İslam düşünce tarihinin en etkili isimlerinden biri kabul edilen Gazzâlî, fıkıh, teoloji, felsefe, mantık ve mistisizm gibi pek çok alanda çığır açan çalışmalara imza atmıştır. XI. yüzyılda İslam'ı yeniden canlandıran müceddidlerden biri olarak anılan Gazzâlî'ye, çağdaşları tarafından "İslam'ın delili" anlamına gelen "Hüccetü'l-İslam" unvanı verilmiş, bunun yanı sıra "Zeynüddîn" ve "İmam-ı Gazzâlî" gibi lakaplarla da anılmıştır. O, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun parlak dönemine damgasını vurmuş seçkin İslam bilginlerinden biridir.

Gazzâlî'nin hayat yolculuğu, 1058 yılında Horasan eyaletinin tarihi şehri Tus'ta başlamıştır. İlk öğrenimini memleketinde Ahmed bin Muhammed er-Razikânî'den alan Gazzâlî, ilmini ilerletmek için Cürcân'a giderek Ebû Nasr el-İsmailî'nin derslerine katılmıştır. Henüz 28 yaşındayken, Nişabur Nizamiye Medresesi'nde eğitimini sürdürmekteyken, inanç esaslarını Ebû’l-Hasan Eş’arî'den, hukuki görüşlerini ise İmam Şafiî'nin fıkıh ekolünden almıştır. 1085 yılında, "İmam-ı Harameyn" unvanıyla bilinen büyük alim Abdülmelik el-Cüveynî'nin vefatının ardından, dönemin güçlü veziri Nizâmülmülk'ün daveti üzerine Nişabur'dan ayrılarak Bağdat'a gelmiştir. Burada katıldığı bir ilim meclisinde sergilediği üstün zekâsı ve etkileyici cevaplarıyla dikkatleri üzerine çekmiş ve 1091 yılında Bağdat Nizamiye Medresesi'nin başına müderris olarak atanmıştır.

Bağdat'taki müderrisliği sırasında hem ilmi bilgisini derinleştiren hem de geniş bir öğrenci kitlesi oluşturan Gazzâlî, bu dönemde tasavvufa olan ilgisini de keşfetmeye başlamıştır. Ebû Alî Farmedî'nin manevi etkisiyle mistik ilimlere daha çok yönelen Gazzâlî, 1095 yılında Bağdat'tan ayrılıp Şam'a gitmiştir. Şam'da iki yıl süren bir inzivanın ardından 1097 yılında Hac görevini yerine getirmiş, dönüş yolunda tekrar Şam'a uğramış, ardından Bağdat ve memleketi Tus'a dönmüştür. Bu seyahatler ve manevi yolculuklar sırasında tasavvuftaki mertebelerini ilerletmiştir. 1106 yılında Nizâmülmülk'ün oğlu Fahrülmülk'ün daveti üzerine tekrar Nişabur Nizamiye Medresesi'nde ders vermeye başlayan Gazzâlî, kısa bir süre sonra memleketi Tus'a dönerek burada kurduğu bir tekke de müridleriyle birlikte sufi bir yaşam sürmeye devam etmiştir. Büyük alim, 1111 yılında doğduğu şehir olan Tus'ta hayata gözlerini yummuştur.

Gazzâlî'nin yaşadığı dönem, İslam dünyası için hem siyasi hem de düşünsel açıdan oldukça hareketli ve çalkantılı bir zaman dilimidir. Bağdat'ta Abbasi halifelerinin otoritesi giderek zayıflarken, Büyük Selçuklu Devleti sınırlarını genişleterek siyasi ve kültürel nüfuzunu artırmaktaydı. Selçuklu veziri Nizâmülmülk, askeri başarılarının yanı sıra ilim meclislerini ve medreseleri destekleyerek ilmi gelişmeleri teşvik ediyordu. Bu karmaşık siyasi tablo içerisinde, Mısır'da Şii Fatımiler hüküm sürerken, Endülüs'te Emevi Devleti'nin gücü azalmaktaydı. Tam da bu yıllarda Birinci Haçlı Seferi'nin başlamasıyla bölgede büyük bir siyasi istikrarsızlık yaşanmaktaydı; Gazzâlî kırklı yaşlarındayken Antakya Haçlılar tarafından kuşatılmış, bir yıl sonra ise Kudüs de Haçlıların egemenliğine girmiştir.

WEB_G_KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Gazz%C3%A2l%C3%AE