Mekân
mimarlıktan gelen Türkçe terim
Mekân veya yer, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele alınmakla beraber geniş bir çerçeve ile 'insanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk' ve 'sınırları gözlemci(ler) tarafından algılanabilen uzay parçası' olarak tanımlanabilir.
Mekân, bir yer olarak tanımlanırken genellikle “insanı çevresinden ayıran, içinde eylemlerini sürdürebileceği bir boşluk” ve “gözlemcinin sınırlı bir alanda algılayabildiği uzay parçası” olarak düşünülür.
Mimarlık, iç mimarlık ve peyzaj mimarlığı gibi disiplinlerin temelini bu boşluk oluşturur; bir yapının varlığı da esasen bu ayrılmış alan üzerine kuruludur. Mekânsız bir mimari eser, varlığını sürdürebilmekten çok uzaktır.
Canlıların korunma içgüdüsü, onları çevreden ayırma, yani izole etme ihtiyacını doğurur. Bu bağlamda bir yapı, insanı içine alarak evrensel boşluktan soyutlayan bir alan hâline gelir. İnsan, kendini güvende hissettiği sınırlı bir hacim yaratma isteğiyle çevresindeki sonsuzluğu belli yönlerde sınırlayıp ona özgü bir iç mekan oluşturur.
Mekânın sınırları mutlaka duvar gibi somut öğelerle çizilmek zorunda değildir; algılanabilir olmaları yeterlidir. Görsel, dokunsal ya da işitsel duyular aracılığıyla hissedilen bu sınırlar, mekân algısının temelini oluşturur. Mimarlık ve peyzaj tasarımında, simetri, geometri ve fiziksel müdahaleler gibi unsurlar bir araya gelerek bölgeyi tanımlar; boşluk, kütlelerin arasındaki geçiş alanı olarak değil, kütlelerin biçimlendirilmesiyle ortaya çıkan bir form olarak görülür. Bu belirsizlikler, tasarım sürecinde mimarın bilgi, deneyim ve sezgisine dayalı kararlarıyla şekillenir.
WEB_G_KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Mek%C3%A2n