TestNET

Nasîrüddin Tûsî

İranlı şair

Nasîrüddin Tûsî, Horasan Selçuklu Devleti mensubu olup edebiyat dili gerekçesiyle Farsça eserler veren bir Fars bilim insanı ve Şîa İslâm'ın Batınî/Tasavvuf filozofudur. Söz konusu dönem, Moğol istilası sebebiyle Bağdat'ta, bir yandan karanlık bir dönem, diğer yandan da önemli düşünce okullarının kurulduğu ve İslam bilim kurumlarının açıldığı bir dönem olmuştur. Nasîrüddin Tûsî de bu dönemde yetişmiş İslam dünyasının tanınmış bir bilgesi olmuştur. Azerbaycanlı halk bilimci Memmedhüseyn Tehmasib'e göre efsanevi bir kişilik olan Nasreddin Hoca aslında Tûsî'dir.

Nasîrüddin Tûsî, 1201 yılında Horasan Selçuklu Devleti’nin bir mensubu olarak dünyaya gelmiş; Farsça eserler kaleme alan, Şii tasavvuf düşüncesinin önde gelen isimlerinden biri olarak tanınır. Yaşamını sürdürdüğü dönem, Bağdat’ı hem Moğol istilalarının gölgesinde karanlık bir zaman dilimi hem de yeni düşünce akımları ve İslam bilim kurumlarının filizlendiği bir merkez hâliyle göze çarpar. Bu çalkantılı ortamda İslam dünyasının saygın bilge figürlerinden biri olmuş ve bazı kaynaklarda Nasrettin Hoca’nın aslen Tûsî olduğu iddiası dile getirilir.

Çocukluğunda babası ve dayısının yönlendirmesiyle kelam, felsefe ve matematiğe yönelen Tûsî, özellikle İbn Sînâ’nın “İşârât” adlı eserini derinlemesine incelemiş ve bu çalışma üzerine “Şerh-i İşârât” adlı şerhi kaleme almıştır. Matematik bilgisini Kemalüddin Hâsip’ten, hadis ilmini ise Burhanüddin Hamedanî’den öğrenerek geniş bir ilim birikimine ulaşmış; bu birikim sayesinde Allâme Hillî ve Kutbüddin Şirvanî gibi tanınmış âlimleri yetiştirmiştir. İsmâiliyye mezhebine mensup olan Tûsî, Caferilik, Alevi‑Bâtınî akımlarıyla birlikte edebiyat, tasavvuf ve felsefe alanlarında da aktif bir rol oynamıştır.

Abbasî halifesi Mu’tasım‑Billâh’a yönelik övgü dolu bir kaside yazmasının ardından sürgüne gönderilen Tûsî, Hasan Sabbâh’ın yedinci halefinin aracılığıyla kısa bir süre Alamut Kalesi’nde saklanmış, ardından 1247’ye kadar yarı tutuklu olarak Meymûn Daye Kalesi’nde kalmıştır. Moğolların kaleyi ele geçirmesiyle özgürlüğüne kavuşmuş ve Hülâgû’nun danışmanı olarak bilimsel faaliyetlerine yeni bir ivme bulmuştur. Bu dönemde Merâga adında bir gözlemevi kurmuş ve yanına dört yüz bin civarı eserin toplandığı büyük bir kütüphane eklemiştir. Hülâgû, Bağdat’ta yıkımın ardından bilim kurumlarının yeniden inşasını desteklemiş, ardından gelen hükümdar Abaka Han da Tûsî’ye yardım etmeye devam etmiştir.

1274 yılında Bağdat’a yaptığı bir sefer sırasında vefat eden Nasîrüddin Tûsî, şehrin topraklarına defnedilmiştir. İbn Haldun, “Mukaddime” adlı eserinde ona “Hoca” lakabını takmış ve Tûsî’nin İbn Sînâ’nın “İşârât” eserini şerh ederken İmam Fahreddin Razî ile çeşitli konularda tartıştığını, bu müzakerelerin Razî’nin çalışmalarını geride bırakarak Tûsî’ye büyük bir ün kazandırdığını belirtir. Bu açıklama, Nasrettin Hoca’nın kimliğiyle ilgili spekülasyonları pekiştiren bir görüş sunar.

WEB_G_KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Nas%C3%AEr%C3%BCddin_T%C3%BBs%C3%AE